Prof. Dr. Selim
ÇETİNKAYA
Politeknik Dergisi, G.Ü. Teknik Eğitim
Fakültesi Dergisi, s. 7-16, Cilt: 3,
Sayı: 1, 2000'de yayınlanmıştır .
ÖZET
Trafik kazaları ve tıkanıklıkları
yüzünden sürücü-taşıt-yol sisteminin
işleyişindeki bozulma, ülkemizdeki
karayolu ulaşımını çok önemli bir sosyal
problem haline getirmiştir. Trafik
kazalarındaki sürücü kusurlarının payı %
90 'ın üzerindedir. Bu nedenle, güvenli
ve verimli bir trafik düzeninin
sağlanması için çözümlenmesi gereken
esas problem, çeşitli ve çok sayıdaki
taşıt kullananların eğitimidir. Trafik
kazalarını ve kaza sonrası kayıpları
azaltmak amacıyla taşıtlarda çeşitli
güvenlik sistemleri uygulanmaktadır.
Aktif güvenlik, sürüş güvenliği,
şartlara bağlı güvenlik, duyulara bağlı
güvenlik, kullanım güvenliği konularını
kapsamaktadır. Pasif güvenlik ise, taşıt
gövdesinin deformasyon davranışı, dış
biçimi, yüzey düzgünlüğü, kabin
dayanımı, koruyucu sistem, iç darbe
alanları, direksiyon sistemi,
araçtakileri kurtarma, yangından korunma
konularını kapsamaktadır. Teknik
gelişmelere paralel olarak taşıt
tasarımcıları, kazaların önlenmesi ve
kaza sonrası kayıpların azaltılması
konularında, yoğun çaba
harcamaktadırlar.
Anahtar
kelimeler: Aktif güvenlik,
pasif güvenlik, emniyet kemeri, hava
yastığı.
VEHICLE SAFETY SYSTEMS DEALING WITH
SAFETY IN TRAFFIC
ABSTRACT
Break down of the driver - vehicle -
environment system operation in the form
of accidents and congestion is a major
social problem in our country. More than
90 % of all traffic accidents are
related to driver faults. For that
reason, the major problem against
achieving safer and efficient
transportation is training of variety of
users of the vehicles and their
population. To minimize accidents and
fatality in traffic, various protection
systems have been used with the vehicles.
The term "active safety" includes
driving safety, conditional safety,
perceptibility safety and operational
safety. On the other hand, the term "passive
safety" includes all constructional and
design criteria such as deformation
behavior of the body, exterior body
shape, smooth surface, cabin strength,
restraint system, internal impact areas,
steering system, occupant extrication
and fire protection. Parallel to the
technical innovations, automotive
designers work very hard to reduce the
possibility of accidents and improve
life saving capability of the vehicles
after accidents.
Key words:
Active safety, passive safety, seat belt,
air bag.
1 GİRİŞ
Karayolu
taşımacılık sisteminin temel amacı,
insanları ve eşyaları, verimli ve
güvenli olarak, bir yerden diğerine
taşımaktır. Karayolu ile (özellikle
otomobillerle) seyahat, şehirlerarası ve
şehir içi ulaşımında, hayatımıza büyük
kolaylık, rahatlık ve zevk getirmiştir.
Ancak, trafik kazaları ve tıkanıklıklar
yüzünden, sürücü-taşıt-yol sisteminin
işleyişindeki bozulma, özellikle
ülkemizde olmak üzere, tüm dünyada
karayolu ulaşımını çok önemli bir sosyal
problem haline getirmiştir.
Ülkemiz,
araç başına düşen kaza ve ölü sayısı
bakımından oldukça kötü durumdadır.
Uluslararası Yol Güvenliği Teşkilatı'nın
1996 istatistiklerine göre, Türkiye'de
her 10 000 araca düşen yıllık ölü sayısı
75 iken, Fransa'da 33, Almanya'da 19,
Japonya'da 15 dir (1). 1997 yılında
ülkemizde meydana gelen toplam 387 533
trafik kazasında, 5125 kişi hayatını
kaybetmiş, 106 246 kişi yaralanmış ve
860 248 465 000 000 TL 'lik maddi hasar
meydana gelmiştir (2). Bu kazaların 272
989 adedi çarpışma, 44 155 'i duran
araca çarpma, 22 692 'si sabit cisme
çarpma, 14 316 'sı yayaya çarpma ve 9
555 'i devrilme, 3081 'i trene çarpma,
1815 'i hayvana çarpma, 15 563 'ü yoldan
çıkma ve 367 'si araçtan düşme şeklinde
olmuştur. Trafik kazalarındaki bu kötü
bilanço, ülkemiz insanlarının bu konuda
ne kadar bilinçsiz ve eğitilmelerinin ne
denli önemli olduğunu vurgulamaktadır.
Trafik
kazası, karayolunda hareket halinde olan
bir veya birden fazla taşıtın karıştığı,
ölüm veya yaralanma ve maddi hasarla
sonuçlanan olay olduğuna göre, her ne
sebeple ve hangi kusurlarla olursa
olsun, trafik kazaları taşıtlarla
yapılmaktadır. Bu yüzden, taşıt
tasarımcıları öncelikle kazaların
önlenmesi ve bu mümkün olmadığı takdirde
kaza sonrası kayıpların azaltılması
için, taşıt üzerinde alınabilecek
koruyucu önlemler konusunda yoğun çaba
harcamaktadırlar. Bu çalışmada, trafik
kazalarını ve kaza sonrası kayıpları
azaltmak amacıyla taşıtlarda uygulanan
ve uygulanması yararlı görülen sistemler
tanıtılarak, değerlendirilmiştir.
2 TRAFİK
GÜVENLİĞİ
Trafik güvenliği, Şekil 1 'de de
açıklandığı gibi, çevre, taşıt ve
insanın etkileşimi sırasında ortaya
çıkabilecek muhtemel sorunları, çözüm
önerilerini ve geliştirilen yöntemleri
içeren çok yönlü bir konudur.
2.1 YOL
Yolun geometrisi, yapım kalitesi ve
bakımı, geçit ve kavşakların varlığı ve
kullanışlılığı, trafik kontrol ve
işaretlerinin yerleri, sürekliliği ve
görünürlüğü ve sürüş ortamlarının
çeşitliliği, sürücü performansını ve
taşıt tasarımını etkileyen önemli
faktörlerden bazılarıdır. 1997 yılı
istatistiklerine göre, ülkemizde meydana
gelen trafik kazalarındaki kusurların 28
'i (% 0,03) yol kusurlarından
kaynaklanmıştır (2).
2.2 İNSAN
Sürücü psikolojisi üzerinde yapılan ilk
araştırmalar, sürekli kaza yapanların
problemin sadece küçük bir bölümünü
oluşturduğunu, kazalara karışanların
büyük çoğunluğunun sadece bir kaza
yapanlardan oluştuğunu göstermektedir
(3). Bu sonucu doğuran en önemli
sebepler, normal sürücünün yanlış karar
verme veya yanılmaları ile sürücünün
yeteneklerini aşırı yükleyen diğer
faktörlerdir. Bilindiği gibi kazalar,
beklenmeyen, planlanmamış olaylardır.
Kazaların
|
|
muhtemel
nedenleri, başta eğitim noksanlığı olmak
üzere, karşı karşıya olunan riskin
yeterince farkında olunamayışı,
yorgunluk, hayal kurma, dikkatsizlik,
ihmalkârlık, vurdumduymazlık,
konsantrasyon bozukluğu ve kurallara
gereken önemin verilmeyişi şeklinde
özetlenebilir. 1997 yılı
istatistiklerine göre, ülkemizde meydana
gelen trafik kazalarındaki kusurların
649 955 'i (% 97,3) sürücülerin kişisel
hatalarından kaynaklanmıştır (2). Bu
nedenle, güvenli ve verimli bir trafik
düzeninin sağlanması için çözümlenmesi
gereken esas problem, çeşitli ve çok
sayıdaki taşıt kullananların eğitimidir.
2.3 TAŞIT
-
Teknolojik gelişmelere paralel olarak,
günümüz taşıtlarıyla ilgili geliştirme
ve araştırma çalışmalarının aşağıdaki
konularda yoğunlaştığı görülmektedir
(5):
-
Teknolojik buluşlara bağlı olarak
performans, yakıt ekonomisi, çevre
koruma, güvenlik, konfor ve
güvenilirlik gibi bütün klasik
fonksiyonların daha da geliştirilmesi,
-
Elektronik, alternatif malzeme, yeni
deney ve imalat yöntemleri gibi yeni
teknolojilerin geliştirilmesi,
-
Otoyolların tıkanması, şehirlerdeki
hava kirliliğinin artması gibi trafik
problemlerine, uzun süreli sürekli
çözümlerin üretilmesi.
Trafik
kazalarının çok düşük bir yüzdesi taşıt
kusurlarından kaynaklansa da, insan
hayatı çok önemlidir. 1997 yılı
istatistiklerine göre, ülkemizde meydana
gelen trafik kazalarındaki kusurların
2725 'i (% 0,40) araç kusurlarından
kaynaklanmıştır (2).
Otomotiv
firmaları, daha güvenli taşıt üretme
çabasının oluşturduğu olumlu rekabetle,
sürücü ve yolcuların güvenliğine giderek
daha fazla önem vermekte, daha güvenli
taşıtı elde etmek üzere çaba
harcamaktadırlar.
Taşıt tasarımcılarının,
karşılaştırılabilir taşıt
karakteristikleri elde etmek üzere
dikkate almaları gereken verilerden
bazıları, sürücülerin duygusal,
algılama, motor, yorumlama gibi,
yetenekleridir. Yolların özellikleri de
taşıt tasarımını etkileyen
özelliklerdendir. Bunlara ek olarak,
sosyal, estetik, yasal, ekonomik ve
güvenlik gibi faktörler de taşıt
tasarımını etkilemektedir (6).
Hemen her
taşıt için neredeyse standard sistem
haline gelen frenlemede tekerlek
kilitlenmesini önleyici sistemler (ABS -
Anti Blocking System), devrilmeyi
önleyici sistemler (ROPS - Roll Over
Protection System), hava yastıkları,
emniyet kemerleri, enerji yutucu
kasalar, uzay kafes sistemine göre
yapılmış yolcu kabinleri, tamponlar,
güçlendirilmiş tavanlar, pedallar,
boyunluklar, rahat koltuklar, çelik
barlar, gizlenmiş yağmur olukları ve cam
silecekleri, çarpmayla katlanabilen dış
aynalar, keskin olmayan köşeler, ticari
taşıtlardaki yanal koruyucular,
güvenlikle ilgili çalışmaların günümüzde
uygulamaya konulmuş sonuçlarından
bazılarıdır.
Taşıtlarda
bulunan güvenlik elemanları, herhangi
bir kaza ihtimali öncesinde kazanın
oluşumunu önleme görevi yapan 'aktif
güvenlik' ve kazadan sonra yaralanma ve
ölümleri en az düzeye indirme görevi
yapan 'pasif güvenlik' güvenlik
elemanları olmak üzere iki grupta
değerlendirilmektedir.
2.3.1 AKTİF
GÜVENLİK
Aktif güvenlik, sürücünün kazadan
kaçınması için, taşıtın kumanda ve
frenleme yetenekleriyle, bilgilendirme
sistemleri ve ergonomik olarak
yerleştirilmiş kumandalarını kapsar.
Kaza ihtimalinin azaltılması ya da
araçların kaza oluşumuna daha az yol
açacak biçimde yapılandırılması, araca
daha çok aktif güvenlik elemanlarının
ilavesiyle mümkündür. Aktif güvenlik
elemanları, herhangi bir kaza ihtimali
öncesinde, kazadan korunmak için devreye
giren veya devrede olan güvenlik
elemanlarıdır. Aktif güvenlik aşağıdaki
alt başlıklarda incelenebilir.
2.3.1.1 Sürüş
güvenliği
Sürüş güvenliği, tekerlek süspansiyonu,
yaylanma, yönlendirme ve frenleme
yetenekleri bakımından, uyumlu
süspansiyon tasarımının sonucudur ve en
avantajlı dinamik taşıt davranışını
yansıtmaktadır.
Günümüzün
modern taşıtlarının direksiyon
sistemleri, beklenmeyen yönlendirme
düzeltmeleri olmaksızın taşıtın kolay ve
güvenli olarak yönlendirilmesini,
direksiyon serbest bırakıldığında da
tekerleklerin tekrar düz duruma
gelmesini sağlayabilmektedir.
Yönlendirme kararlılığı konusunda
yapılan bir başka çalışma ise, dört
tekerlekten yönlendirmedir. Arka
tekerleklerin, yüksek hızlardaki ani yön
değişikliklerinde ve virajlardaki aşırı
yönlendirilmesini önlemek üzere, 1 - 2
derece kadar yönlendirilmesi
gerekmektedir. Bu küçük dengeleme,
tutunma sınırına doğru önemli bir
güvenlik rezervi sağlamaktadır (5).
Normal
kullanımda taşıtı güvenli ve düzgün bir
şekilde yavaşlatmak veya durdurmak üzere
kullanılan servis frenleri, kaza riski
olan durumlardaki acil frenleme (panik
frenlemesi) durumlarında, taşıtı en kısa
mesafede, doğrultu ve yönlendirme
kararlılığı kaybolmadan
durdurabilmelidir. Günümüzün modern
taşıtlarında, kaygan satıhlardaki acil
frenleme dahil, frenlemenin mümkün olan
en kısa mesafede, doğrultu ve
yönlendirme kararlılığı kaybolmadan
başarılması için, tekerlek
kilitlenmesini önleyici sistemler
(örneğin, ABS) kullanılmaktadır. Bu
sistemlere, sistemin daha da
geliştirilmesiyle, çekiş kontrol
yeteneği (anti-spin) de
kazandırılabilmekte ve herhangi bir veya
bir çift tekerleğin (ön veya arka) çekiş
sırasında kayması halinde, kayan
tekerlek veya tekerleklerin frenlenerek,
kaymalarının en aza indirilmesi
sağlanabilmektedir.
2.3.1.2
Şartlara bağlı güvenlik
Şartlara bağlı güvenlik, titreşim,
gürültü ve iklim koşullarına bağlı
olarak, araçtakilerin streslerini
azaltmak yoluyla, trafikteki yanlış
manevra ihtimalini azaltmada önemli bir
faktördür.
Tekerlekler ve tahrik elemanları
tarafından üretilen ve 1 den 25 Hz 'e
kadar olan titreşimler (titretme,
sallama, vb.), araçtakilere, gövde,
koltuklar ve direksiyon yoluyla
ulaşmaktadır. Bu titreşimler, yön,
genlik ve sürelerine bağlı olarak az
veya çok etkilidir.
Koltuklar,
sürüş yorgunluğunu olabildiğince
hissettirmeyecek biçimde
tasarlanmalıdır.
Taşıtın
içindeki veya çevresindeki rahatsızlık
verici gürültüler, iç kaynaklardan
(motor, transmisyon, tahrik şaftları,
akslar) veya dış kaynaklardan
(tekerlek/yol gürültüleri, rüzgar
gürültüleri) kaynaklanabilir ve hava ya
da taşıtın gövdesi yoluyla iletilirler.
Taşıtlardaki gürültünün azaltılması
çalışmaları, bir yandan daha sessiz
çalışan elemanların geliştirilmesi ve
gürültü kaynaklarının izolasyonunu
(örneğin motorun ses yalıtıcı kılıf
içine alınması), diğer yandan da
gürültünün yalıtkan veya ses önleyici
malzemelerle sönümlenmesi konularında
olmaktadır.
Taşıtın
içindeki hava koşulları ise, esas
olarak, dış havanın sıcaklığı ve nemi
ile yolcu mahallinden geçen havanın
debisi ve basıncı tarafından
etkilenmektedir. Günümüzün modern
taşıtlarında, iklimlendirme (air
conditioning) sistemleri kullanılarak,
sürücü ve araçtaki yolcuların bu
koşullardan olumsuz yönde etkilenmeleri
önemli ölçüde giderilmiştir.
2.3.1.3
Duyulara bağlı güvenlik
Sürücü, kendisine çevreden sürekli ve
kararlı bir biçimde ve genellikle görsel
yolla gelen bilgi akışı içerisinde
ilerlemek durumundadır. Duyulara bağlı
güvenliği iyileştirmek üzere, taşıt
üzerinde yapılan çalışmalar özellikle
üzerinde yoğunlaşmıştır:
-
aydınlatma ve ışıklı uyarı
ekipmanları,
-
ses
uyarı elemanları,
-
doğrudan
veya dolaylı görüş.
Aydınlatma ve
ışıklı uyarı ekipmanlarından olan
farlar, sinyaller, fren lambaları, sis
farları, park lambaları, cam ve far
silecekleri, vb. ile ses uyarı
elemanları, güvenlik standardlarına
uygun olmalıdır.
Cadillac'ın uyguladığı ultrasonik park
yardımcısı, taşıt geriye giderken
karşılaştığı, arka tampondan 150 cm
uzaklığa kadar ve 25 cm den yüksek oan
sabit objelere karşı sürücüyü uyarmakta
ve muhtemel kazaların önlenmesine yardım
etmektedir (7).
Görüşle
ilgili daha fazla güvenlik için,
gösterge panosundaki bilgilerin doğrudan
görüş alanına getirilmesi amacıyla, HUD
(Head-Up-Display) görüntü yansıtma
sistemleri geliştirilmekte, böylelikle
göz yükseltisinin, yol ile gösterge
panosu arasında aşağı yukarı
değiştirilmesi, gözün uzak ve yakın
mesafelere odaklanması gerekmemektedir
(5). Taşıtın arkasındaki trafiğin
izlenmesi için kullanılan iç ve dış
dikiz aynalarının yerine, bu izlemenin
daha verimli yapılabilmesi için, kamera
ve monitör kullanımı konusunda
çalışmalar da yapılmaktadır. Cadillac'ın
uyguladığı infrared teknolojisi, taşıtın
farlarının aydınlatma alanının
ilerisinde veya karşıdan gelen
taşıtların farlarının aydınlatma
alanının arkasında kalarak görünmeyen
nesnelerin ısıl enerjilerini algılayarak
video görüntüsüne dönüştürmekte ve erken
görüş sayesinde muhtemel kazaların
önlenmesine yardım etmektedir (7).
Gösterge panosuna, önümüzdeki yıllarda,
mesafe uyarı göstergesi, önemli trafik
yönlendirme haber göstergesi, uydu
iletişim sistemleri, vb. eklenmesi de
gündemdedir.
2.3.1.4
Kullanım güvenliği
Sürücünün daha az strese girmesi ve buna
bağlı olarak yüksek dereceli sürüş
güvenliğinin sağlanması, sürücü
mahallinde yer alan kontrol
elemanlarının en uygun biçim ve konumda
tasarlanması ve bunun sonucu olarak
taşıtın kolay kumanda edilmesiyle
mümkündür.
Sürüş
güvenliğinin sağlanması konusunda
yapılan yeni bir çalışma, güvenli takip
mesafesinin korunmasıyla ilgili, "oto
radar sistemi" dir (8). Bununla, uzun
yolculukların daha az yorucu olması,
sürücüleri yoran ve kaza riskinin yüksek
olduğu alacakaranlık ve yağışlı
havalardaki araç kullanımı da
kolaylaşmaktadır. Radar sistemi, aracın
önünde 8° genişliğinde ve 150 m
boyundaki koni biçimli bir alanın
içerisinde bulunabilecek 30 kadar
nesneyi algılayabilmekte ve önceliği en
yakındaki nesneye vererek, hız ve mesafe
bilgilerini kaydetmektedir. Daha hızlı
taşıtlar sorun oluşturmadığından
(sollayan araçlar da hızlıdır), sadece
aynı hızdaki ve daha yavaş taşıtlar
dikkate alınmaktadır. Oto radar
sistemini kullanan taşıt, sollama
şeridine çıkıncaya kadar
hızlanamamaktadır. Sistemde otoyol için
belirlenmiş olan güvenli takip mesafesi,
100 km/h hızla seyreden taşıtlar için 50
m dir. Benzer bir sistem Mercedes
tarafından da uygulanmaktadır (9).
Mecedes'in yakınlık kontrol (Proximity
Control) sisteminde, taşıtın ön
ızgarasının içine yerleştirilen küçük
bir radar sensörü, yaklaşık 120 m mesafe
içerisinde ilerleyen taşıtları
algılayarak, iki taşıt arasındaki
mesafeyi ve taşıtların bağıl hızlarını
saniyenin kesirlerinde hesaplamaktadır.
Sistem 35 ... 150 km/h hızlar arasında
çalışmaktadır. Radar ışınları çok kısa
bir sürede gidip geldiğinden, sistem
öndeki taşıtın hızındaki ani değişikliği
algılayabilmekte ve frenleme ile buna
uygun yavaşlama sağlamaktadır. Koşullar
bilgisayarın başa çıkamayacağı kadar çok
riskli hale geldiğinde ise, sürücüyü
frenleme yapması için uyarmaktadır.
2.3.2 PASİF
GÜVENLİK
Pasif güvenlik, bir kaza ile
karşılaşılması durumunda, kazanın
olumsuz sonuçlarını olabildiğince
azaltmak amacıyla yapılan bütün yapısal
ve tasarım özelliklerini kapsamaktadır.
Pasif güvenliği aşağıdaki alt
başlıklarda incelemek mümkündür.
2.3.2.1 Dış
güvenlik
"Dış güvenlik" terimi, taşıt tarafından
çarpılan yayalar, bisiklet ve motosiklet
sürücülerinin yaralanmalarını en aza
indirmek için taşıta kazandırılması
gereken tüm tasarım özelliklerini
kapsar. Dış güvenliği belirleyen başlıca
faktörler;
-
Taşıt
gövdesinin deformasyon davranışı ve
-
Taşıtın
dış biçimidir.
Buradaki temel amaç, taşıtın dış
kısmının birinci dereceden çarpışmayı
(taşıtın dışındaki kişileri ve taşıtın
kendisini içeren çarpışma) en aza
indirecek biçimde tasarlanmasıdır.
Taşıt
tarafından çarpılan yayalardaki en ciddi
yaralanmalar, taşıtın ön tarafının
çarptığı kişilerde görülmektedir. İki
tekerlekli taşıtlar ve binek
otomobillerini içeren kazaların
sonuçları, binek otomobillerinin
tasarımında dikkate değer doğal enerji
bileşenleri kullanılması, yüksek koltuk
pozisyonu ve temas noktalarının
genişletilmesiyle çok az da olsa
iyileştirilebilmektedir. Binek
otomobillerine uygulanan bu tür tasarım
özelliklerinden bazıları şunlardır:
-
Hareket
edebilir ön farlar,
-
Gizlenmiş, durabilir cam silecekleri,
-
Gizlenmiş yağmur olukları,
-
Gizlenmiş kapı kolları,
-
Katlanabilir yan dikiz aynaları,
-
Esnek
tamponlar.
Trafikte çok çeşitli boyut ve
özellikteki taşıtlar bir arada seyretmek
durumunda olduğundan, hafif ve ağır
taşıtlar arasında kazaların olması da
kaçınılmazdır. Bu taşıtlar arasındaki
kütle, boyutlar ve yapısal katılık
farklılıkları nedeniyle küçük taşıtların
aleyhine olan dengesizliğin sonucu
olarak, hafif taşıtların hasar riski
daha yüksek olmaktadır.
Tasarımla ilişkili dış güvenliği
geliştirmek amacıyla ticari taşıtlara,
ön ve arkadakilere ilave olarak, Şekil
2'de görüldüğü gibi yanal koruyucu
saptırma elemanları yerleştirilerek;
küçük taşıtların, motosiklet, bisiklet
sürücülerin ve yayaların bu taşıtların
altına girmeleri önlenmeye
çalışılmaktadır. |
|
Şekil 2 Yanal
koruyucu saptırma elemanları
2.3.2.2 İç
güvenlik
"İç güvenlik" terimi, bir kaza
durumunda, taşıtın içerisindeki kişilere
etki eden ivme ve kuvvetleri en aza
indirecek, onlara yeterince hayati hacim
sağlayacak ve kazadan sonra onları
taşıtın dışına çıkarmada kritik öneme
sahip elemanların çalışmasını garanti
edecek önlemleri kapsar. Taşıtın
içerisindeki kişilerin güvenliğini
etkileyen önemli faktörler şunlardır:
Taşıt
gövdesinin deformasyon davranışı,
Yolcu
kabininin dayanımı, çarpışma sırasında
ve sonrasındaki hayati hacmin büyüklüğü,
Engelleme
sistemi,
Çarpma
alanları (taşıtın iç kısmı),
Direksiyon
sistemi,
Taşıtın
içindekilerin kurtarılması,
Yangından
korunma.
İç güvenliğin
önemini vurgulamak amacıyla, sabit bir
duvara 80 km/h hızla çarpan bir
otomobildeki yaklaşık 0,15 saniye süren
bir kaza sırasında cereyan eden olaylar
önek olarak verilmiştir (10).
0,026. s : Ön tamponlar araca gömülür.
Araç, ağırlığının 30 katı kadar bir
kuvvetle frenlenir. Eğer emniyet kemeri
ve hava yastığı kullanılmıyorsa,
taşıttaki yolcular kabin içerisinde 80
km/h hızla hareketlerine devam ederler.
0,039. s : Sürücü, koltuğu ile birlikte
15 cm öne fırlamıştır.
0,044. s : Sürücü, göğüs kafesiyle
direksiyona çarpar.
0,050. s : Taşıt ve içindekiler üzerine
etkiyen yavaşlatıcı ivme, ~80 g (g:
yerçekimi ivmesi, 9,81 m/s2) ye ulaşır,
(uçuş simülatörlerinde yapılan
denemelerde 6 g'lik bir ivmenin
etkisinde kalan bir pilotun yüzündeki
tüm etlerin geriye doğru çekildiği,
kemiklerinin fırladığı görülmüştür).
Yani, taşıt ve içindekilerin üzerine,
ağırlıklarının ~80 katı kadar kuvvetler
etki etmektedir.
0,068. s : Sürücü, ~9 tonluk bir
kuvvetle gösterge paneline çarpar.
0,092. s : Sürücü, yanındaki yolcu ile
birlikte, aynı anda kafasını ön cama
çarpar. Sürücünün yanındaki yolcu, bu
çarpma sonucunda kafasından ölümcül bir
yara alarak dışarıya fırlar.
0,100. s : Direksiyon simidi tarafından
tutulan sürücü, tekrar aracın içine
düşer. O anda ölmüştür.
0,110. s : Araç yavaşça geri çekilmeye
başlar.
0,113. s : Sürücünün arkasında oturan
yolcu (emniyet kemeri yoksa), sürücünün
seviyesine kadar yükselir ve kafasıyla
ona sert bir darbe yaparken, aynı anda
kendisi de ölümcül biçimde yaralanır.
0,150. s : Cam ve çelik parçaları yere
düşer, tekrar sessizlik egemen olur.
Görüldüğü gibi, 0,2 saniyeden daha kısa
bir süre içerisinde her şey bitmektedir.
Ortaya çıkan enerjinin, 1 ton
ağırlığındaki bir otomobili, yaklaşık 30
m yukarıya fırlatabilecek boyutlarda
olduğu ifade edilmiştir.
Sürücü ve
yolcu sınırlama sitemlerinin amacı,
çarpışma anında sürücü ve yolcunun araç
iç parçalarına çarpmasını engellemek ve
herhangi bir dış ve iç yaralanmaya
sebebiyet vermemek üzere hareketlerini
sınırlamaktır. Bu amaçla, özellikle
elastiki ve plastik uzama kapasiteli
modern emniyet kemerleri ve bunlarla
birlikte kinematik hava yastıkları
kullanılmaktadır.
Emniyet
kemerlerinin güvenlilik ve
verimlilikleri gerçek kazalarda
kanıtlanmış olmakla birlikte,
geliştirilmeleri henüz tamamlanmamıştır.
Çarpışma anında kemerlerin gerilmesi ile
optimum koruma elde edilmektedir. Gevşek
emniyet kemerlerinde, kemer gerilene
kadar kullananların hareketleri
engellenememektedir. Klasik emniyet
kemerlerinin, yapılarından kaynaklanan
ve etkinliklerini sınırlayan şu
eksiklikleri bulunmaktadır:
-
Emniyet
kemerine bir çekme bırakma hareketi
uygulandığında, bu hareket, kayışın
bobin üzerine yığılmasına neden
olabilir. Ciddi darbe anında kayış
kilitlense de, sürücü kayış sıkışana
kadar öne doğru hareket eder.
Dolayısıyla gereksiz yere sürücünün
kafasının direksiyon ve gösterge
paneline yaklaşmasına izin verir.
-
Belirli
bir rahatlığı sağlamak amacıyla, vücut
ve kayış arasında bir miktar boşluk
bırakmak kaçınılmazdır. Bu boşluğun
etkisi, 1 no'lu maddeyle aynıdır.
Klasik emniyet kemeri sistemleri
kullanıcılar tarafından çalıştırılırken,
Şekil 3 'te görülen ön gergili otomatik
sistemler, yolcu müdahalesi olmaksızın
birkaç milisaniyede fonksiyonel hale
gelirler. Yeterli düzeyde bir ön darbe
sırasında, genellikle orta konsol içine
yerleştirilmiş olan elektronik beyin, ön
koltukların emniyet kemerini sıkıştıran
ön gerdirme mekanizmasını (Şekil 4)
harekete geçirir ve üç noktadan
sınırlayan sistem otomatik olarak geri
çekilerek optimum koruma sağlanır.
Emniyet kemerleri tek elle bağlanıp,
çözülebilmelidirler.
|
|
|
Şekil 3 Ön
gergili emniyet kemeri (11) |
|
|
Şekil 4 Ön
gergili emniyet kemeri gerdirme sistemi
(12)
Şekil 5
'teki eğriler, % 5, % 50 ve % 95 lik
test mankenleri (dummy) ile yapılan
çarpma testleriyle belirlenmiş
yolcuların kinetik enerjilerinin
değişimini göstermektedir. Yolcuların
kinetik enerjilerinin bağıl hızın
karesinin fonksiyonu olması nedeniyle,
koruyucu sınırlayıcıların kazanın ilk
anlarında uygulanmasının avantaj
sağladığı ifade edilmektedir (13).
Elektronik beyinin sarsıntılardan
etkilenmeyecek biçimde düzenlenmesiyle,
taşıt ivmelenirken meydana gelebilecek
gerilme önlenebilmektedir. Bu ise,
özellikle yüksek hızdaki çarpma
durumlarında çok büyük önem
kazanmaktadır. |
|
Şekil 5 Çarpma
sırasında yolcuların kinetik
enerjilerinin değişimi (13)
Günümüzde
kullanılmakta olan gerilmesi
sınırlandırılmış emniyet kemerleri,
çarpışma sırasında araç hızının aniden
sıfıra düşmesi sonucunda, ön koltuklarda
oturanların göğüs ve kalçalarının
emniyet kemerlerinin sıkmasından çok
fazla etkilenmemeleri için, oluşan
kuvveti sınırlayan ve kısa bir zaman
aralığına yayan sarma/kilitleme
sistemiyle donatılmaktadır (12).
Hava yastıkları, emniyet kemerlerini
tamamlayıcı olarak geliştirilen pasif
güvenlik elemanlarıdır, Şekil 6. Sistem,
aracın yavaşlama ivmesini hesaplayan
kendi elektronik beyni tarafından
yönetilir. Elektronik beyin, yeterli
düzeyde bir ön darbe olduğunda, sürücü
için direksiyon simidi içine, sürücünün
yanında oturan yolcu için de torpido
gözüne yerleştirilmiş olan ve her
ikisinin kafalarını koruyacak biçimde
şişen hava yastıklarını harekete
geçirir. 60 litrelik bir hava yastığının
dolma süresi yaklaşık 40 ms dir.
|
|
|
Şekil 6 Sürücü ve
yolcu hava yastıkları (11)
Hava
yastığındaki olumsuzlukları gidermek
üzere sisteme eklenen koltuk ağırlık
algılayıcı (sensör), çocukların ve
minyon yapılı yetişkinlerin korunması
için, belirli ağırlığın (örneğin 30 kg)
altındaki yolcu ağırlıklarında hava
yastığını işlemez duruma getirmektedir.
Zayıf bayanların ve ağır gençlerin
koltukta ne biçimde oturduklarının
algılanması, halen zorlukları
oluşturmaktadır. Ayrıca, hava yastığının
etkin kontrolü için, kemerin bağlanıp
bağlanmadığının ve çarpışmanın
şiddetinin dikkate alınması da
düşünülmektedir. Temel fikir, günümüzde
kullanılmakta olan iki kademeli
şişiricilerin basınç artışının daha
olumlu kontrolüdür.
Yolcu
sınırlama sitemlerinin önemli bir
parçası da, çarpışma sırasında vücudun
alt kısımlarının enerjisinin absorbe
edilmesi için kullanılan diz yastığıdır.
Ayrı diz yastığı, sistemin
karmaşıklaşmasına ve fiyat artışına yol
açtığından, daha ucuz ve basit bir
çözüm, Şekil 7 'de görüldüğü gibi,
aşağıya monte edilen yolcu hava yastığı
(LMPAB) sistemine bir diz yastığı
eklenerek elde edilmiştir (13).
|
|
|
Şekil 7 Diz
yastığı eklenerek geliştirilmiş yolcu
hava yastığı (13)
Hava
yastığı ve emniyet kemerinin tek başına
ve birlikte kullanılmaları durumundaki
yaralanma riskleri, hava yastığıyla %
18, emniyet kemeriyle % 42, ikisinin
birlikte kullanılmaları durumunda ise, %
46 kadar azalmaktadır (15).
Yeni model taşıtlarda, yanal çarpmalara
karşı koruma sağlayan yanal hava
yastıkları veya Şekil 8 'de görüldüğü
gibi, şişirilebilen koruyucu yan hava
perdeleri de kullanılmaya başlamıştır.
Yanal hava yastıkları, sürücü ve
yolcunun kolunun yastıkla kapı arasında
sıkışma riskini de önleyecek biçimde
düzenlenmektedir. |
|
|
Şekil 8 Koruyucu
yan hava perdeleri (16)
Boyun
kırılması gibi, arkadan çarpmalardaki
darbe hasarlarını azaltmak üzere kafayı
destekleyen boyunluklar
kullanılmaktadır. Hasar riskini daha da
azaltmak amacıyla, Opel tarafından, kaza
sırasındaki işleyişi Şekil 9'da
açıklanan aktif boyunluklar kullanılmaya
başlamıştır (17). |
|
|
Şekil 9 Aktif
boyunluk (17)
Volvo,
arkadan çarpmalarda görev yapan bir
koruma sistemini (WHIPS - whiplash
protection system) Mayıs 1999'dan
itibaren uygulamaya almıştır. Arkadan
çarpmalarda sistemin koltuğu gövdenin
geriye doğru hareketini izlemektedir.
Böylelikle, gövdenin üst kısmı ile kafa
birlikte ve paralel olarak hafifçe ve
dengeli bir biçimde geriye doğru
gideceğinden, gövdedeki gerilmeler
azaltılmaktadır. Koltuğun arkası daha
sonra geriye/aşağıya doğru alçaltılarak,
geriye fırlamaya ve tehlikeli kırbaçlama
hareketinin riskine karşı gelmektedir
(16).
2.3.2.3 Taşıt
gövdesinin deformasyon davranışı
Amerika'da 1966 yılında yürürlüğe giren
Motorlu Taşıtlar Güvenlik Kanunu'ndan
sonra, bir dizi yasal kısıtlamalar
getirilmiştir. Bunlardan en iyi
bilineni, bir otomobilin sabit bir
bariyere 48.3 km/h (30 mil/h) hızla
önden çarpması durumunda, yolcuların
hayati tehlike oluşturacak boyutta
yaralanmamaları şartıdır. Model onayının
alınması yapılan çarpma testleri ve
diğer testlerde karşılanması zorunlu
olan şartlar aşağıda açıklanmıştır(5):
-
Baş
yaralanma kriteri (HIC - Head Injury
Criterion); Baş yaralanma kriterinin
belirlenmesinde baş ivme değerleri
kullanılmaktadır ve müsaade edilebilir
maksimum ivme değeri HIC < 1000 m/s2
değeriyle sınırlandırılmıştır.
-
Göğüs
yaralanma kriteri; göğüs kafesinin
müsaade edilebilir maksimum ivmesi, 60
g/3ms olarak sınırlandırılmıştır.
-
Bacak
yaralanma kriteri; kalçaya etki eden
kuvveti 10 kN olarak
sınırlandırılmıştır.
-
Diğer
genel şartlar şunlardır (5):
-
Yakıt
deposunda sınırlı sızıntı olabilir,
-
Çarpma
sırasında kapılar açılmamalıdır,
-
Çarpmadan sonra kapılar yeterince
açılabilmelidir,
-
Ön camın
koruduğu bölgeye taşıt parçaları
girmemelidir,
-
Direksiyon simidinin yatay kayma
miktarı, < 10 cm olmalıdır,
-
Yolcu
mahallindeki kapaklar açılmamalıdır,
-
Hayati
hacim boyutları küçülmemelidir.
Bu şartların
tamamlayıcısı olarak, darbe durumunda
enerji absorbe edebilme özelliği bulunan
ön yapı, belirli ve olabildiğince düzgün
bir yavaşlama ivmesine sebep olmalıdır.
Yolcu bölümü ise, mümkün olabildiğince
sağlam ve şekil değişimine karşı
dirençli olmalıdır. Eskinin ağır
gövdeleri yerine, günümüzde uzay kafes (SF-space
frame) sistemine göre üretilmekte olan
yüksek dayanımlı profillerden yapılan
hafif gövdeler ve çarpışma anındaki
darbe kuvvetinin yolcu kafesine
ulaşmadan sönümlenmesi için eklenen ön
deformasyon kuşakları, Şekil 10'da da
açıklandığı gibi, çarpışma anındaki
kuvvetleri önemli ölçüde absorbe ederek
hayat kurtarıcı bir fonksiyon
üstlenmektedir. |
|
|
Şekil 10 Uzay
kafes hafif gövde ve darbenin
sönümlenmesi
Çok sayıda
eşitliğin çözülmesini gerektirdiğinden,
taşıt gövdesinin deformasyon ve enerji
absorbe etme davranışı bilgisayar
sümülasyonları ile analiz edilmektedir.
Bunun için, şasi ve tüm gerekli
elemanları dahil, taşıt gövdesinin
binlerce elemana bölündüğü sonlu
elemanlar yöntemi kullanılır. Öncelikle
önemli elemanlar incelenir. Örneğin,
uzunlamasına darbe sönümleyici
kirişlerin Şekil 11'de görüldüğü gibi
akordeon biçiminde deforme olması
durumunda absorbe ettiği enerji,
eğilmesi halinde absorbe ettiği
enerjiden daha fazladır. Bu ise, kirişin
uygun tasarımı, levha kalınlığı, kesit
biçimi ve yolcu kabini ile taşıtın ön
kısmına tutturulma biçimi gibi
faktörlere bağımlıdır. |
|
Şekil 11 Akordeon
biçiminde deformasyon (5)
Direksiyon
sütununun üst ucunun arkaya doğru
maksimum yer değiştirme miktarı yasal
olarak sınırlandırılmıştır. Uzunlamasına
ve yanal çarpmalarda deforme olabilmesi
için, direksiyon millerinin alt
kısımları katlanabilir üniversal
mafsallı, muhafazaları yarıklı veya
körüklü vb. yapılmaktadır.
Karşıdan çarpmalarda sürücünün
ayağındaki baskıyı ve muhtemel bacak
hasarlarını azaltmak üzere pedal serbest
bırakma sistemleri (PRS - pedal release
system) kullanılmaktadır (17). Yolcu
tutucu sistemler de ergonomik olarak
tasarlanmalıdır.
Kaza sonrasında taşıtın yanma riskini
azaltmak için yakıt deposunu korumak
üzere ön deformasyon sacı kullanılmakta,
yakıt boruları deformasyon bölgesi
dışına alınmakta, ayrıca, yolcu
bölümündeki yangın tehlikesini azaltmak
üzere, yanmaya karşı dirençli malzemeler
kullanılmalıdır (18).
Çarpışmalarda güvenlik artırıcı
sistemlere çok ihtiyaç vardır. Ancak,
taşıtların yapısal tasarımları sadece
güvenlik temeline dayandırılmamaktadır
ve ayrıca, birçok tasarım amacı
birbirleriyle çatışabilmektedir. Örneğin
özellikle aracın ön darbelere karşı
mukavemetli olması için, ön kısmı ile
yolcu bölümü arasında deforme olabilen
fakat sağlam bir bağlantı olması
istenmektedir. Bu bağlantının ses
geçirgenliği ise istenmeyen bir
durumdur. Çünkü, motor sesi bu ses
köprüsü vasıtası ile yolcu bölümüne
iletilmekte ve şartlara bağlı güvenliği
olumsuz yönde etkilemektedir. Günümüzde,
amaçlanan bu tasarım karmaşalarının
çözümü, bilgisayar simülasyonları
yardımıyla olmaktadır.
3. SONUÇ
Trafik güvenliği, insan, taşıt ve yolun
sağlıklı etkileşimine bağımlı çok yönlü
bir konudur. Ülkemizde 1997 yılındaki
kazaların % 97,3 'ü, sürücülerin kişisel
hatalarından kaynaklanmıştır (2). Bu
nedenle, güvenli ve verimli bir trafik
düzeninin sağlanması için çözümlenmesi
gereken esas problem, çeşitli ve çok
sayıdaki taşıt kullananların eğitimidir.
Çarpışmalar saniyenin kesirleri kadar
kısa sürelerde bitmektedir ve açığa
çıkan enerji çok büyüktür. Çarpışma
anında sürücü ve yolcunun araç iç
parçalarına çarpmasını engellemek ve
herhangi bir dış ve iç yaralanmaya
sebebiyet vermemek üzere kullanılan hava
yastığı ve emniyet kemerinin tek başına
ve birlikte kullanılmaları durumundaki
yaralanma riskleri, hava yastığıyla %
18, emniyet kemeriyle % 42, ikisinin
birlikte kullanılmaları durumunda ise %
46 kadar azalmaktadır (15). Bu yüzden,
sürücü ve yolcu sınırlama sistemleri
mutlaka kullanılmalı, taşıtta
bulundurulması ve kullanılması yasal
zorunluluk olmalıdır.
Kazaların
şiddeti birinci derecede taşıt hızı ile
ilişkilidir. Taşıtların kinetik enerji
değişimleri ve dolaysıyla kazaların
şiddeti hızın karesinin fonksiyonu
olduğundan, trafikteki hız
sınırlamalarına mutlaka uyulmalıdır.
Taşıt
imalatçıları, teknolojik gelişmelere
paralel olarak kazalara neden olabilecek
sürücü kusurlarını en aza indirmek üzere
yoğun çaba harcamakta, çeşitli akıllı
sistemleri uygulamaya sokmaktadırlar. Bu
sistemlerin etkinliği ölçüsünde sürücü
istese de bazı hataları yapamayacaktır.
Ancak, taşıt güvenlik sistemleri ne
kadar verimli ve ne kadar akıllı
olurlarsa olsunlar, güvenli kullanım
alışkanlıklarının yerini
alamayacaklarından, trafik
güvenliğindeki en önemli faktörün,
insanların bu konuda bilinçlendirilmesi
olduğu söylenebilir.
KAYNAKLAR
-
GÜNER,
H. "Trafik - Dünyanın Neresindeyiz?".
Performans, Mais Oto Dergisi, Sayı 98,
Temmuz-Ağustos 1997.
-
"Karayolu Trafik Kaza İstatistikleri -
1997". T.C. Başbakanlık D.İ.E.
Yayınları, Yayın No: 2188, Aralık,
1998.
-
FORBES,
T.W. "Human Factors in Highway Traffic
Safety Research". Wiley Interscience,
New York, 1972.
-
"Automotive
Handbook". Robert Bosch GmbH,
Stuttgart, 1993.
-
SEIFFERT,
U. and WALZER, P. "Automotive
Technology of the Future". SAE Pub.,
1991.
-
MORTIMER,
R. "Human Factors in Vehicle Design".
Human Factors in Highway Traffic
Safety Research, Wiley Interscience,
New York, 1972.
-
www.cadillac.com,
1999.
-
SIMBURGER, W. "Oto Radar Sistemi ve
Emniyetli Bir Mesafenin Korunması".
Teknolojik Güvenlik, Sayı 2, 1997.
-
www.mercedes.com,
1999.
-
"CFAV
Eğitim Notları", Renault, 1990.
-
Omega
Prospekt. Adam Opel AG, Rüsselheim,
1995.
-
YILMAZ,
R. "Megane Elektromekanik Kurs
Notları", Renault, REM, 1997.
-
CONLEE,
J. K. "Passenger Side Air Bag System
for Interior Architecture". Machine
Design - Automotive Extra, Jan., 1997.
-
Mercedes-Airbag:
Der zutätzliche Schutz. Mercedes-Benz,
Stuttgart-Untertuerkheim, MKP
1801.00-04/0789.
-
EREN, İ
ve YÜKSEL, H. "Hava Yastığı (Airbag)".
1. Uluslararası Katılımlı Otomotiv
Teknolojisi Kongresi, s. 224-231.
Adana, 26 - 30 Mayıs, 1997.
-
www.volvo.com,
1999.
-
www.europa.opel.com,
1999.
-
www.porsche.com,
1999.
|
|